Lu Lu’nun en sevdiği halk masalı

Filipinler’den bir halk masalı

Pina ve Bin Tetikte Göz

Yorgun bir annenin, gerçekten görebilen bir kızı olsun diye aceleyle ettiği dilek, yeni bir altın rengi meyveye ve bugüne kadar süregelen bir isme yol açar.

A parent and child reading together
Bu hikâye hakkında bir not. Bu yumuşak anlatım, Filipinler’in pinya, yani ananas efsanesini takip ediyor; Tagalogca konuşulan bölgelerin en sevilen köken masallarından biri, meyvenin kabuğunun neden küçük, tetikte bekleyen gözlere benzeyen bir desenle kaplı olduğunu anlatıyor.

Küçük bir çiftçi köyünde, çalışmaktan çok oynamayı seven Pina adında bir kız yaşardı. Annesi ondan pirinç kepçesini getirmesini ya da tencereyi bulmasını her istediğinde, Pina yalnızca bir an bakınır, sonra “Bulamıyorum, Inay!” diye bağırırdı; ihtiyacı olan şey tam önünde dursa bile.

Özellikle telaşlı bir sabah, misafirler gelirken ve pirinç hâlâ pişmemişken, Pina’nın annesi ondan büyük savurma sepetini bulmasını istedi. Pina küçük kulübeye bir nefeslik bakındıktan sonra her zamanki cevabını verdi: “Bulamıyorum!” Annesi, yorgun ve sabrı tükenmiş halde, düşünmeden şöyle dedi: “Keşke bin gözün olsaydı, o zaman önündekini gerçekten görebilirdin!”

Çok çabuk söylenen bir dilek

Sözler ağzından çıkar çıkmaz, Pina’nın annesi onları geri almak istedi. Ama artık çok geçti. O gece Pina tuhaf bir şekilde sessizleşti, sabah olduğunda ise hiçbir yerde bulunamadı. Annesi, adını haykırarak köyün her yerini aradı, ta ki kulübenin arkasındaki küçük bahçede yeni bir şeyin büyüdüğünü fark edene dek: daha önce hiç görmediği bir bitki, uzun dikenli yaprakları tuhaf, altın rengi bir meyveyi taçlandırıyordu.

Bin gözü olan bir meyve

Meyveye yakından baktığında, annesi pürüzlü kabuğunun baştan aşağı küçük elmas biçimli izlerle kaplı olduğunu gördü; her biri tuhaf bir şekilde minik, tetikte bekleyen bir göze benziyordu. O anda, hüzün ve hayretin karışımıyla, aceleyle ettiği dileğin bir şekilde gerçekleştiğini ve kızının artık bir daha hiç “Bulamıyorum” demek zorunda kalmayacak yeni bir şeye dönüştüğünü anladı.

Kalan isim

Köylüler tuhaf yeni meyvenin etrafında toplandılar ve hikâyesini öğrendiklerinde, ondan büyüdüğü kızın anısına ona pinya adını verdiler. Anne, bitkiye, şimdiye kadar tek bir ev işine bile göstermediği kadar özenle baktı, ve zamanla yakınlarda daha fazla altın rengi meyve yetişti, ta ki pinya bitkileri adaların dört bir yanındaki bahçeleri doldurana dek.

Masalın anlattığına göre, bugün bile her ananas hâlâ bin tetikte gözünü taşıyor: yorgun bir anda çok çabuk söylenen bir dileğin, söylemeden önce bir nefes almaya değer olduğunun nazik bir hatırlatıcısı.

🎧 Tonight’s bedtime soundtrack

▶ YouTube kanalımızda izleyin

Ili-Ili, Tulog Anay

Masalı okurken hafifçe çalın: elle çalınan geleneksel bir Filipin ninnisi; bu masalın da geldiği aynı kültürden.

Daha fazla masal, daha fazla ninni

Bu, dünyanın dört bir yanından geleneksel hikâyelerden oluşan, büyümeye devam eden koleksiyonumuzdaki masallardan biri; mümkün olduğunca her biri aynı kültürden gerçek bir ninniyle eşleştiriliyor.